Sayfalar

18 Şubat 2010 Perşembe

kimdir?


Fotograftaki kişi eski Van Başsavcısı Ferhat Sarıkaya.
Hani şu eski Genelkurmay Başkanı'nın "iyi çocuklar" olduklarını söylediği, Şemdinli'de Umut Kitabevi'ne bomba attıktan sonra halk tarafından yakalanan askeri personel hakkındaki iddianameyi hazırlayan devlet görevlisi. Kendisi bu iddianameyi hazırladığı için görevinden alınmış hatta hayatı boyunca avukatlık yapmaktan dahi men edilmişti. Kendisinden en son haber aldığımızda anadolunun bir kasabasında bakkal dükkanı açtığını öğrenmiştik. "İyi çocuklar" hakkında 'kötü' iddialar içeren bir dosya hazırladığı için bugün bir başka başsavcısını canhıraç bir şekilde savunmaya girişen yüksek yargının 'üvey evladı', 'çürük yumurtası'. O gün ayyuka çıkmış bir suça ilişkin hazırladığı iddianame sebebiyle toplumsal hayattan afaroz edilen bir başsavcısının arkasında durmayan hatta bizzat mezarını kazan yüksek yargı bugün bir başka başsavcısının arkasında durabilmek için en temel hukuki prensipleri çiğneyebiliyorsa bana kimse yüksek yargı organlarının adalettinden bahsetmesin. Benim bildiğim evrensel hukuk ilkelerine göre suç işleyen kim olursa olsun diğerleriyle eşit koşullarda yargılanma mecburiyeti vardır. Ama Türkiye'de durumun böyle olmadığını zaten biliyorduk. Suç işleyen askeri personel ya diğer insanlardan farklı bir mahkemede, farklı bir mevzuatla yargılanıyor dahası yargılanması el yordamıyla engelleniyordu. Devlet adına cinayet işleyen diğer siviller yargı tarafından korunup kollanıyordu. Bugün öğrendik ki, yüksek yargının totaliter devletçi anlayışını benimseyen mensupları da yargılanamıyormuş. Ne diyeyim: "Demek ki adalet dediğin o kadar da adil bişey değilmiş."

Hiç yorum yok: