Sayfalar

26 Ocak 2010 Salı

sabrınızın sınırının sonunda ne var?


Asalet ikrardan gelir lafını duymuşsunuzdur. Bütün bu olan biten hiçbir işe yaramadıysa da 'şanlı' ordumuzun apoletlerindeki 'asalet' yıldızının düşmesine yaradı. Ordu artık soğukkanlılığını tamamen kaybeden, senede bir basın karşısına çıkıp ağzından tükrükler saçan, önündeki masaları yumruklayarak güç gösterisi yapmaya, ben buradayım demeye çalışan ama artık kimseyi ikna edemeyen, korkutamayan dahası inandıramayan bir kurum haline geldi. Başkanının çaresizliği ve paniği insanın içini burkuyor. Aynı yaşlanıp hastalanan, elden ayaktan düşen bir 'baba'nın iktidarını kaybedişi gibi. Etrafındakiler onun üzmemek, durumu çaktırmamak için ona eskisi gibi davranıyor ama mutfakta aralarında babam bu hallere düşecek adammıydı diye konuşuyor. Henüz kendi ayakları üzerinde durmaya hazır olmayanlar babalarını düştüğü bu durumdan kurtarmanın peşinde. Kimisi inkarcılığı seçmiş kendine yöntem olarak, kimisi de bozgunculuğu. Ancak bu hastalığın tedavisi yok. Çünkü zamanın ve değişimin karşısında durabilecek bir güç yok. Gün varlığını ancak babasının varlığında temellendirebilen atlatılamamış ergenlik sendromluların ortaya çıkacağı gündür. Unutmamak gerekir ki ölmek bir babanın çocuğu için yapabileceği en iyi şeydir.

Hiç yorum yok: