Sayfalar

16 Aralık 2009 Çarşamba

beşliler çemberi

Pek anlamam baleden aslında. Yüksek sanatlarla aramada tuhaf bir gerilim vardır. Sorumlusunun sınıfsal arada kalmışlığım olduğunu düşündüğüm bir sevgi-nefret gel giti. Ne tam olarak olabildiğim ne de büsbütün vaz geçebildiğim, ne bana çok benzer ne de benden çok farklı olan bir garip sanatsal aktivite benim için. İzlemeye gittiğimde içine girdiğim ortamı dolduran bütün o küçük burjuva yaşam tarzından rahatsız olurum. Şekilden ibaret boyalı bedenler, gösteriyi izlemeye emirle gelmiş üniformalı maymunlar, gösteri sırasında bildiği bir şarkıya mırıltıyla eşlik eden bir sindirememişlik, burjuvazinin "wannabe" kültürel kodalarını bir anda önüme döker. Dün akşam da tüm bunları bir arada görme şansım oldu. Fakat hepsinden önemlisi harika bir performansa şahit oldum. İstanbul Opera ve Balesi'nin sergilediği Circle of Fifths.
Müziklerini Philip Glass'ın, koreografisini Christopher D'Amboise'nin yaptığı gösteriyi İstanbul Devlet Opera ve Balesi dansçıları çok iyi bir performansla sahneye koydular. Başlangıçta birbirlerinin gözlerine perdeler çeken, bedenlerine engeller oluşturan insanlar giderek büyük bir ahenk içinde birbirlerinin üzerinden hatta içinden akmaya başladılar. Tekilden çoğula, çoğuldan tekile etkiyen kesik hamleler bireysel varlığın mevcudiyetini muhafazasına rağmen toplumsal olana uyum gösterilebileceğini kanıtlıyor gibiydi. Normal şartlarda engel teşkil etmesi gereken farklılıklar tek birşey vasıtasıyla kolaylıkla aşılabiliyordu. Diğerine uzanan ve havada kalan, arayışını üç tekrarla vurgulayan bir el. Farklılıklarımıza rağmen birbirimize bu havada kalmış el kadar uzağız der gibiydi sahnede gördüğüm. Samimiyetle diğerine uzanan, onu anlamayı arzulayan, kendisinin ve karşısındakinin sınırlarını bilen fakat buna saygı gösteren ve herşeye rağmen uzlaşma isteğini kaybetmeyen havada kalmış bir el. Zaten herşey burada başlayıp burada bitmiyor mu gerçekten?

Hiç yorum yok: