Sayfalar

2 Aralık 2008 Salı

biri beni durdursun!


biri beni durdursun! evet, lütfen durdursun. benim durdurulmaya ihtiyacım var çünkü ben önü alınamaz bir şekilde itaat etme ihtiyacı içinde yanıp tutuşuyorum.

hatırlarsanız geçen sene İzmir'de arabamla yolda giderken trafik polisi sebepsiz yere beni durdurmak istedi. elbette durmadım. durmamı gerektiren birşey yoktu ki. bunun üzerine beni durdurmak isteyen polis arabama yaylım ateşi açtı. kafamdan vuruldum ve öldüm. adım Baran.

bunun üzerinde çok duracak değilim merak etmeyin. zaten ben daha önce de ölmüştüm. bir gün Beyoğlu'nda arkadaşlarımla takılırken aniden yanımızda duran bir ekip otosundan inen polisler beni merkeze çektiler. ancak beni merkeze çeken polis abiler yerden göğe kadar haklıydılar. çünkü benim biraz rengim 'bozuk'. söylemesi ayıptır ben bir siyahım. adım Fetus. merkezde polis abilerimin biraz canı sıkılmış olacak onları eğlendirmek için önce biraz kendi kendimi duvardan duvara vurdum ve yaraladım. ardından ortamı biraz daha şenlendirmek için abilerimden birinin silahıyla kendimi vurdum, öldürdüm. ama elimde herhangi bir barut izi bulamazsınız. silah kullanmak konusunda kimsenin bilmediği bazı teknikler biliyorum.

ama hepsini bundan ibaret sanmayın sakın. geçenlerde bizim arkadaşlarla binbir dertle yazıp çizip, zar zor çıkardığımız bir dergiyi Taksim meydanında insanlara ulaştırmaya, onlara derdimizi anlatmaya çalışırken bazı polislerin daveti üzerine karakola gittim. önce orada birer çay içip, kuru pastalarımızı yedikten sonra biraz memleket sorunlarından bahsettik. sonra nasıl oldu bilmiyorum ciğerlerimde kan toplanmış ve çeşitli beyin travmaları geçirmişim. ben zaten biraz kırılgan bir çocuktum neden öldüm hala anlayamadım. adım Engin.

daha fazla uzatmayacağım, beni mutlaka bir yerlerden tanıyorsunuzdur. ya komşunuzumdur, ya öğrenciniz ya da minibüste yanınızda oturan çocuk. daha önce Diyarbakır'da, Antalya'da, Tunceli'de, İstanbul'da, Hakkari'de çok sefer öldüm ben. bazen dayakla bazen kurşun. ama ölümüm ya kendimi duvardan duvara vurmuş olmamdan ya da polis tabancasıyla kendi kafama sıkmış olduğumdan. hepsi benim suçum. ne olur beni affedin.

ama geçen gün öyle bişey oldu ki ben kendimi affedemiyorum ve bas bas bağrıyorum biri beni durdursun diye. gözlerimin önünde akşam iki tek attığımız gazinoya 5 polis abim girdi. bizlere tatlı sert hatrımızı sordular. biz de sessizce onay verdik sorgumuza. sonra aramızdan bir kız arkadaşımızı saçlarından sürüyerek dışarı çıkardılar. sonradan duyduk tecavüz etmişler. ama sonradan öğrendiklerim bununla sınırlı da değil. o polis abiler aslında polis değillermiş. hayır polis olsalar sorun yapmayacağım. nasıl uygun görürlerse öyle yapsınlar. ne de olsa kanun onlar. benim, ailemin güvenliğini sağlıyorlar, namusunu kolluyorlar. ama polis değillermiş. ben nasıl geldim bu oyuna. o günden beri uyuyamıyorum. bundan sonra baş polis amcamın söylediği gibi benden sual eden tüm polis abilerimden kimliklerini soracağım. bakalım daha kaç farklı şekilde öleceğim. ama olsun, ben yinede beni bu oyuna getiren o ahlaksız sivilleri yakalayıp polise teslim etmek istiyorum. peki polisleri kime teslim etsem?

Hiç yorum yok: