Sayfalar

21 Eylül 2008 Pazar

inanıyorsun öylese var(mı)sın...

Televizyon tarihinin kült dizilerinden X Files 2. sinema filmi ile vizyona girdi. Öncelikle yan sütundaki "SubBaRcA ne izler?" bölümünde de kısaca belirttiğim gibi sinemada izlenme ilgisini hak edecek bir yapım değil. Daha çok televizyon dizisinin genişletilmiş bir bölümü gibi. Ancak film din, telepati, inanç, bürokrasi, pozitif akıl gibi bir çok ilginç konuya bir arada değinmiş. Ancak ne dediğini anlamak mümkün değil.


FBI'da vücut bulan pozitif akıl ve bürokrasi filmin bütününde alenen alay konusu edilmiş ve açık seçik eleştirilmiş. Diğer yandan kilise ve din ile bağdaştırılan kurumsal inanç benzer şekilde bürokrat mantığı sebebiyle eleştiri konusu edilmiş. Ancak doktor Skully'nin kişiliğine gömülmüş pozitif akıl ve vicdan sonu nereye gideceği belli olmayan bir iyimserlik içerisinde kaderine terkedilirken Rus doktorların vicdandan yoksunu pozitif aklı tam anlamıyla lanetlenmiş. Bütün bu kurumsal karmaşa içerisinde bir kaçık olmaktan yine kurtalılamamış Molder karakteri, kariyerine duyulan sınırlı saygı çerçevesinde yine kurumsal akıl ile diğer kaçıklar arasındaki bağlantıyı kuran kuşkusu, araştırmacı, yarı-kaçık rolüne soyunmuş. Bu kadar çok şeyi anlatmaya soyunan ancak yine hiç bişeyi anlatamayan X-files seyircisine yine "inan, neye inırsan inan ama bişeye inan" demekle kalmış. Pozitif bilimlere iman etmiş fakat tanrıya iman edenlere sırt çevirmiş, aklı herşeyin önüne koymuş ancak akıl dışı olana açık kapı bırakmış, bilim insanı olup gök gürültüsünden korkmuş kafası karışık yeni nesillere boş bir seyirlik olmuş.

Hiç yorum yok: