Sayfalar

13 Eylül 2008 Cumartesi

Fatih Belözoğlu

Futbolla hiç ilgilenmeyen bir arkadaşımız herşeye rağmen milli takımı takip ettiğini söylüyordu çarşamba akşamı maçı izlemeye başlamadan az önce. Haksız sayılmazdı gerçekten. Türk Milli takımı yanlızca kendi taraftarına değil son Avrupa Şampiyonası'nda gördüğümüz gibi tüm spor severlere tatlı heyecanlar yaşatmayı başarmış ilginç bir oluşum. Ancak, bu takımın heyecan verdiği spor severler futbolu sevenlerle sınırlı değil malesef. Çünkü Kadıköy'de oynan İsviçre maçı da dahil olmak üzere pek çok karşılaşmada dövüş sporu severler için de oldukça cazip bir oluşum olduğunu kanıtlamıştı. Son maçtan önce yaşanmış olanlar benzer dövüş sporları severlik eğiliminin takım içinden kaptanlar düzeyinde dahi paylaşıldığını gösterdi bizlere. Maçtan önce otobüste kavga eden Emre Belözoğlu ve Gökdeniz Karadeniz ikilisinden Gökdeniz bu merakının bedelini kadro dışı kalarak öderken, Emre annesinin kendisine yapılan "gayrı nizami" medya saldırısına dayanamayıp kalp krizi geçirmesi sebebiyle olacak, teselli edilmek amacıyla sahaya kolunda kaptanlık pazubandıyla çıkarılmış ve hatta kazanılan penaltı atışı da kendisine kullandırılarak "saha dışı performansı" ödüllendirilmiştir. Tabi ödüllenene bakarken dikkatlerimizden kaçırmamamız gerekenin ödüllendiren olduğunu unutmamak lazım. Terim manevi oğlunun her koşulda arkasında olduğunu bir kez daha göstermiştir. Öyleki maçtan önceki basın toplantısında yanına aldığı oğluna medyayla ilişkiler dersini uygulamalı olarak göstermiş ve usta çırak ilişkisinde yeni bir çığır açmıştır. Fakat söz konusu usta eğosu öylesine şikin bir şahsı muhteremdir ki, boynuzun kulağı geçmesine izin vermezcesine maçtan önce Tanburacı Osman'a telefonda esaslı bir kalay geçmiş ve maç sırasında ise vatan toprağından "cebren ve hile ile" 1 puan almayı başaran Belçikalı antrenörün üzerine topla tüfekle yürüyüp İtalyanca gramer dersi vermiştir. Bütün bunlardan sonra TFF'nin Terim'i görevden alıp Emre ve Gökdeniz'i ömür boyu milli takımlardan men etmek için ne beklediğini düşünmek ise yine bize düşmüştür. İşte "bizim" milli takım böylesine heyecan verici bir takım...

Hiç yorum yok: