Sayfalar

21 Eylül 2008 Pazar

acil demokrasi


"Almanya'da faşizme karşı omuz omuza" başlığıyla duyuruyor haberi Radikal gazetesi. Almanya'nın Köln kentinde, Almanya'nın ve Avrupa'nın çeşitli bölgelerinden gelen binlerce aşırı sağcı, üst başlığı "Köln'de yapımı planlanan yeni camiye karşı olmak" olan ancak alt metninde yabancı düşmanlığı ve faşizmin kendini açıkça gösterdiği bir gösteri tertiplediler. Alman hükümeti yasaları gereği bu gösteriyi engelleyemeyeceklerini ancak 180 farklı etnik unsurdan oluşan Köln halkının ve tüm Almanya'nın bu gösteriyi aslında onaylamadığını duyurdu. Gazete haberine göre Avrupa'nın dört bir yanından gelen sağcı göstericiler ne otellere ne de restoranlara alınmamıştı. Dahası Almanya'daki bazı sol gruplar gösterinin yapılacağı meydana çıkan sokakları tutarak sağcıların meydana girişine engel olmuşlardı.


Bir Türkiyeli olarak haber insana her açıdan ilginç geliyor. Bizim bildiğimiz bir hükümet görüşünü desteklemediği siyasi hareketlerin gösterilerini engellemek için her türlü cebir ve hileye başvurur ve "devlet olmanın" ona verdiği yetki ile bunları engeller. Öyleki, söz konusu gösteri gündelik kaygılardan kaynaklanan bir siyasal eylem değil de yüzyıllar süren bir mücadele sonucu kazanılmış ve işçi ve emekçilere tüm dünyada bayram yapmaları için belirlenmiş 1 Mayıs kutlamaları olsa bile devlet kendi dünya görüşünü yansıtmayan böylesi bir kutlamanın yapılmasına izin veremez. Bunun engellenmesi için ülkenin dört bir yanından takviye kuvvet olarak getirttiği polislerine kimsenin onları tanımaması için robocop kıyafetleri giydirir, cephaneliklerini doldurur ve sınırsız şiddet kullanma yetkisi verir. Bunun gerekçesini de köşeye sıkıştığı zaman tarihteki kanlı 1 Mayısları örnek göstermekte arar. O 1 Mayısları zamanında kana bulayanın bugün kendilerinin oturduğu koltuklarda oturan başkalarının olduğunu hiç hesaba katmadan. Oysa dünyanın başka bir köşesinde vaktiyle Nazi deneyimi yaşamış ve dünya tarihindeki en büyük utanç cezasına çarptırılmış olan Almanya, ulusal hassasiyetlerinin en yüksek olduğu ırkçılık hakkında tertiplenen bir gösteriyi demokratik hakları ve yasalarını gerekçe göstererek engelleyemeyeceğini belirtir ancak desteklemediğini açılar. Dahası demokratik Almanyalıların bu gösteriyi engelleme girişimini polis zoruyla bastırma yoluna da gitmez. Meydanlarda yüz yüze gelen karşıt görüşlü grupların mücadelelerinde taraf olmaz. Almanya tarihinin gördüğü en büyük güvenlik önlemleri bile ülkeyi fiilen askeri sıkı yönetim rejimine sürüklemez. Hayatı felç etmez. Sokaktan geçen her araba tek tek aranmaz. Haberi ilk duyduğum andan beri bir Türkiyeli olarak şaşkınlıktan ağzımı kapatabilmiş değilim.


Ancak haberin şaşkınlık verici boyutu bunlarla da sınırlı değil. Şöyle deniyor haberde "Almanya’nın Köln kentinde yapılacak cami nedeniyle Pro Köln adlı aşırı sağcı örgüt tarafından başlatılan İslam düşmanlığına ve yarın düzenlenecek "Anti İslam Konferansı"na karşı Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nde insan zinciri oluşturuldu. (...) Gösteriye katılanlar, gökyüzüne rengarenk balonlar bıraktı. "Faşizme bir daha asla", "Sinagog, kilise, cami hepsine evet", "Türk ve Alman dosttur", (...) pankartların açıldığı gösteride Köln’de ırkçılığa yer olmadığı vurgulandı." Haberden anladığım ve dün akşam haberlerinde televizyonda gördüğüm, aşırı sağcı gösteriye karşı düzenlenen karşıt gösteri özellikle Almanya'da yaşayan Türkiye kökenlilerin ve diğer göçmenlerin solculara ve anarşistlere katılımıyla gerçekleşmiş. Görüntülerde hem pankartlar taşıyarak havaya rengarenk balonlar bırakan kalabalıkların, hem de polisle çatışan yüzleri kapalı göstericilerin arasındaki göçmenler dikkat çekiciydi. Dini görüşlerinin ılımlı islamdan radikal islama, ideolojik duruşlarının ise ortanın sağından radikal sağa kadar uzandığını bildiğimiz Türkiye kökenli göçmenler Alman soluyla ve anarşistleriyle birlikte eylem yapıp, çatışmaya giriyordu. Bu insanların büyük bir çoğunlu, büyük ihtimalle 1 Mayıs'ta İstanbul'da polis dayağı yiyen gençleri izlerken içlerinden "anarşikler" diye söylenmişlerdi. Ya da Hrant Dink cenazesinde sokaklardan akan kalabalıklar için "kafirler" demişlerdi kahve muhabbetlerinde. Ancak dün, kendileri gibi düşünen Almanlara karşı, Almanya'nın "anarşik kafirleriyle" kol kola, omuz omuzaydılar. Çünkü bıçak bu sefer kendi kemiklerine dayanmıştı. Kalabalıkların hedefinde bu sefer onlar vardı. Üstelik tehlikenin sıcaklığını bu sene Almanya'da kundaklanan 10 bina sebebiyle artık iyiden iyiye hissediyorlardı.
Sanırım yine dikkatlerden kaçtı ama dün Almanya'dan bir kez daha gelen solun sessiz zafer çığlıklarından biriydi. Hem de bu sefer çok bir acayip çok bir anlamlı zaferdi elde edilen. Umarım bu deneyim içine doğmuş oldukları faşist ortamın kör ettiği bazı gözleri solun insanlığına ve onun imkanlarına açılmayı başarır. Çünkü; kurtuluş yok tek başına ...

Hiç yorum yok: