Sayfalar

22 Şubat 2017 Çarşamba

EVET-HAYIR OYUNLARI, DEĞİŞEN DÜNYANIN İMKANLARI VE ÖZ GÜCÜMÜZ

Gözüken o ki referandum yaklaşırken herkes silahlarını çekti. Doğan Medya Grubu’nun oyununu çok ince kurduğunu düşünebiliriz. Referandumda #Hayır diyeceğini sosyal medya üzerinden ilan eden haber sunucusu İrfan Değirmenci’nin Kanal D’deki işine son verilmesi ve bunun medyada yer alma biçimi olayın kurgulanmış olabileceğini düşündürüyor. Belli ki bu olayın ardından bir #Hayır dalgası kabartılmak istenecek. AKP hükümetinin tamamını ele geçirmesinin ardından, belli bir kesim nezdinde ana akım medya inandırıcılığını tamamen kaybetmiş durumda. Amaçlanan bu algıyı belli kesimin ötesine taşıyarak halkın genelinde bu güvensizliği yaygınlaştırmak ve bundan sonra iktidar için ana akım medya bir silah olmaktan hızla uzaklaştırmak olabilir. Kurgu oldukça iyi; elinde tuttuğun silah bir şekilde kontrolsüzce, düşmanına hizmet ediyorsa ne yaparsın? Ya silahı çalışmaz hale getirirsin ya da daha iyisi itibarsızlaştırırsın. Zaten itibarsız olduğunu bildiğin bir silahı daha çok itibarsızlaştırırsan, senin silahını kendi eline geçirdiğini düşünen düşmanın sana tetiği her çektirdiğinde aslında kendini vurmaya başlar.

Zaten Doğan Holding elinde bulundurduğu eski moda medya İmparatorluğunun gelecek için hiçbir şey ifade etmediğinin farkında ve uzun zamandır da bunu dönüştürmeye çalışıyor. Bir süredir de bunun işaretlerini veriyor; hürriyet.com.tr’ye yaptığı yatırımından tutunda da en çok izlenen dizilerinden birini 2015’te ani bir kararla internet üzerinden yayınlamaya karar vermesine kadar pek çok alanda bunun işaretlerini görüyorduk. Son olarak bu senenin başında televizyona yapmadığı dizi yatırımını internete yaparak muazzam kadrosu olan yeni bir diziyi, kurduğu yeni digital platform olan Blue TV’de yayınlayacağını duyurdu. Dijital platformlar çok hızlı bir şekilde analog ve uydu yayın platformlarının yerini alacak. Netflix bunun en büyük habercisi. Doğan Medya da bunun farkında. Şu an sahip olduğu en büyük güç aslında gelecek için ona sadece ayak bağı olacak. Belirlenen yeni strateji ile kendisini AKP’nin hedef tahtasına oturtmadan istemeden iktidarın oyuncağı haline gelen en büyük “silah”ından kurtulacak. Bu ticari olarak da kendisine kurduğu gelecek vizyonuna uyumlu önemli bir adım olacak. Nasıl? Elindeki silahı yok ederek.

Biliyoruz ki ana akım medyayı iktidar uzun süre önce zapt etti ve kendi yaraları için sonsuz biçimde kullanıyor. Görünürde bunu engellemenin herhangi bir yolu da yok. Ana akım medyanın en büyük oyuncusu olan Doğan’la iktidar arasındaki itilaf sır değil. Ama Doğan düşmanının kendi medyasını kullanmasına engel olamıyor. O da elinden gelen en iyi şey yaparak kendi medyasını itibarsızlaştırarak iktidarın kullanabileceği bir silah olmaktan çıkartmayı tercih etmiş gibi gözüküyor. Kategorinin kaptanı olduğu için eğer Doğan medyası itibarsızlaşırsa aslında tüm medya itibarsızlaşmış olacak. Dolayısıyla tüm medya iktidar için kullanışlı bir silah olmaktan çıkacak. İktidar bu çöp medyayı her kullandığında aslında kendi karikatürünü çizer hale gelecek. “Özgürlük savaşçıları” ise başka bir mecrada mücadeleye devam edecek. O mecra ise digital. Ne tesadüf ki bu dünya medyasının da hızla gittiği yer ve Doğan’ın da yakalamak için muazzam efor sarf ettiği bir tren.

Denebilir ki Türkiye halkı bu treni yakalamaktan çok uzakta. Evet ilk bakışta öyle olabilir ama bu durumun ne kadar hızlı değişebileceği bu hattın ne kadar konvansiyonel bir şekilde örgütlendiği ile yakından alakalı. Gözüken o ki uluslararası sermayenin bir kısmı, Türkiye’nin eski tip “beyaz Türk” sermayesi, Abdullah Gül ve onun önderliğindeki liberal akım ve şu an ön göremediğimiz belki bir çok başka oyuncu daha bu hatta yatırım yapıyor.

Internetin hane penetrasyonun %65’lerde, akıllı telefon sahipliğinin %75’lerde olduğu “Yeni Türkiye’de” işler çok hızlı değişebilir. Güven ve itibar kaybının penetrasyon oranlarının çok ötesinde bir mesele olarak karşımıza çıkarması muhtemel sonuç insanların bugüne kadar alışık oldukları mecrayı hızla alternatif kaynaklar ile değiştirmesi ve üzerindeki devlet denetiminin daha az olduğu bu kaynaklardan haber almaya yönelme hızları düşündüğümüzden çok daha hızlı olabilir.

Tüm bahsedilenler sadece bir teori olmakla birlikte çizilen resmin hayata geçmesi pek çok farklı faktörün bir araya gelmesini gerektirmesi dolayısıyla asla doğruluğu anlaşılamayacaktır. Bu noktada etkin bir #Hayır hattının örülmesi için öz gücümüzden başka hiçbir şeye güvenmeksizin mücadelenin son saniyeye kadar sürdürülmesi hayati önem taşımaktadır.

Hiç yorum yok: