Sayfalar

31 Ağustos 2009 Pazartesi

L.Tallinn vs. Galatasaray



bu maçla ilgili çok bişey yazmak gelmiyor içimden. İstanbul'daki 5-0'lık skordan sonra tamamen formaliteye dönüşen ikinci maça neredeyse 3. 11'iyle çıkan bir Galatasaray vardı sahada. bazı oyuncular çin son şanstı bu maç. bazıları ise adaptasyon sürecinin bir parçası.

kuşkusuz en kötü değerlendiren Alparslan oldu. bu takımda oynayacak kapasitede olmadığı ortaya çıktı. sanırım bu sezonu Bank Asya Ligi'nde bir takımda kiralık geçirecektir.

daha önce göstermiş olduğu yüsek performans sebebiyle kendisi hakkındaki beklentileri yükselten Serdar ise belki de gereğinden fazla yükselen bu beklentileri karşılayamadı. vasat bir performans ortaya koymasına rağemen 2 önemli gol pozisyonuna girdi fakat değerlendiremedi. yenilen golde ise hatası büyüktü. taç çizgisi yakınında çok gereksiz bir faul yaptı ve bu faul atışından gelen top gol oldu.

tabi Serdar'ın gereksiz faulü kadar dikkat çekici olan ikinci nokta Galatasaray'ın yine bir duran toptan gol yemesi. sezon başından beri yenen gollerin tamamı ya bir duran toptan ya da orta sahada kaptırılan topların ters kanatlara çabuk şekilde oynanmasından geldi. ters kademe problemi üzerinde çalışıldığı ve özellikle Sabri'nin kendisini bu yönde geliştirdiği, H.Balta'nın ise bu konuda zaten çok başarılı olduğu gözden kaçmıyor. ama bu duran toptan gol yeme sıkıntısı hakkıda henüz bir gelişme sağlanmış değil. takımın bu sorun üzerinde önemle durması gerekiyor.
Sabri demişken sezon başından beri görev anlayışı, oyun konsantrasyonu ve taktik uyum konularında inanılmaz bir gelişim içinde olduğunu görüyorum. ondan verim alan tüm teknik adamlar ona sahadaki görevlerini açıkça ve çok iyi anlatan ve ondan beklediklerini belli bir çerçeveye alan teknik adamlar oldular. onu serbest bırakan ya da ekstra katkı yapmasını bekleyenlerin zamanında Sabri kariyerinin en berbat maçlarını oynadı. fizikalitesi tartışılmayacak bu çocuktan iyi bir takım oyuncusu yaratmak üzere Frank. Sabri'nin bu fırsatı çok iyi değerlendirmesi lazım. bu maçta ters kanada attığı 50-60 m.lik adrese teslim 5 veya daha fazla pası var ki bu ondan görmeyi hiç beklemediğim bir şeydi. umarım bu çizgiyi devam ettirebilir.


maçın en dikkat çekici oyuncusu Elano'ydu tabiki. harika bir oyuncu olduğunu, futbolu çok iyi bildiğini ve olağan üstü çabuk ve doğru kararlar alabildiğini gösterdi bize. sadece dokunduğu değil dokunmadığı toplarda da bunu tüm açıklığıyla hissettik. Galatasaray muazzam bir oyuncu kazanmış. ancak onun takıma monte olması kaçınılmaz olarak Arda'nın sol açığa, Kewell'ın da malesef yedek kulübesine kaydırılması anlamına gelecek.
Kewell ve Nonda'nın +2 kontenjanını dolduracağı bu takımda sakat Linderoth'u da hesaba katmazsak sürekli oynayacak 4 yabancı oyuncu olacak. Leo Franco, Keita, Elano ve Baros. devre arasına kadar bekleyip eksiklikleri görmek ve devre arası transfer döneminde iyi bir fırsat çıkarsa bunu değerlendirerek ilk 11'de doğrudan görev verilecek yeni bir yabancı oyuncu almak çok doğru bir strateji olacaktır.
diğer takımların yabancı kontenjanlarını devşirmelerle 9-10'a varan sayılarla nasıl zorladıklarını göz önünde bulundurursak, Galatasaray'ın ne kadar doğru bir takım planlamasına gittiğini daha rahat anlarız.

Hiç yorum yok: