Sayfalar

24 Ağustos 2009 Pazartesi

3. hafta Galatasaray vs. Kayserispor



Galatasaray bu sezon oynadığı 8. resmi maçından da farklı bir galibiyetle ayrıldı. peki çok mu iyi oynadı? bence hayır. çok iyi oynamamasına rağmen Galatasaray'ın istikrarlı biçimde iyi yaptığı bazı şeyler ve istikrarlı biçimde geliştirdiği bazı özellikleri var. duran top organizasyonları her maç iyi yaptığı şeylerin belki de en iyisi. çünkü doğrudan skora etki ediyor. bunun yanında kanatlardan son çizgiye inip ceza sahasına verilen paslardan gol bulma taktiği de her maçta olmasa da iyi işleyen yönlerden biri. takım savunması ve beklerin ters kademe anlayışlarındaki gelişim de gözeden kaçmayacak düzeyde.



Galatasaray bugüne kadar oynadığı her maça çok iyi başladı. oyuncular fizik olarak henüz yıpranmamışken ve oyunun gidişatına uyum göstermemişken hafta boyunca yaptıkları çalışmaları sahaya çok iyi yansıtıyorlar. peki ne yapıyor Galatasaray başladığı her maçın ilk 20-25 dakikasında? öncelikle stoperlerini orta sahaya kadar çıkartıyor. Baros ile Servet arasındaki mesafeyi 40 m. ve altına düşürüyor. enlemesine ise sahayı her iki çizgiye kadar genişletiyor. çok hızlı top çeviriyor ve kaptırdığı topları alan daraltarak çok hızlı bir şekilde geri kazanıyor. maçın tamamına yayılması amaçlanan bu düzen henüz 90 dakika boyuca gereğince uygulanamıyor. fakat bölüm bölüm uygulanabilen bu düzen bile bugüne kadar karşılaşlan rakipleri sirkulase etmeye yetti. bundan sonraki hedef bu düzeni oyunun bütününe yaymak olmalı.

oyuna iyi başlayan Galatasaray'ın en çok göze çarpan parçası ikinci golün geldiği 35. dakikaya kadar Sabri'ydi. bu süre içinde Sabri çok kritik iki ters kademeye girdi ve Keita ile uyumlu biçimde çok sayıda bindirme yaptı. Sabri'nin yaptığı bu iki güzel şeyin ilkinin müsebbibi Aydın'dı. Aydın maçın hemen başında delici özelliğini bir an önce sergileyebileceği aksiyonların içine girmeye çalıştı ve çizgiden aldığı toplarla doğrudan içeri doğru hızlanarak takımı karşı sahya sürüklemeye çalıştı. elbette Aydın'ın bu hızlı çıkışlarına arkasındaki H.Balta'nın bindirmeleri eşlik etti. fakat Aydın'ın taşıdığı topları final anlarında yanlış kararlarla kaybetmesi sonucunda gelişen iki Kayserispor atağında ağırlık ters kanattaki Sabri'nin üzerine bindi ve o da kendisinden hiç beklemediğim biçimde bu pozisyonlarda çok başarılı oldu. Sabri'nin bu pozisyonlar için özel olarak çalıştırıldığı çok belli. ofansif aksiyonlardaki başarısı ise Keita'nın yine muhtemelen uyarılmış olduğu için topu daha çok paylaşması sonucunda kendiliğinden ortaya çıktı.

Galatasaray oyunun bu bölümünde gerçekten iyi futbol oynadı iki gol buldu ve 4 gol pozisyonuna girdi. gollerden ve pozisyonlardan bahsederken Baros'dan bahsetmemek olmaz. henüz fizik olarak hazır olmasa da çok istekliydi ve olağanüstü mücadele etti. Sabri'nin şutu dışındaki tüm pozisyonlarda o vardı ve hak ettiği golü de buldu. ilerleyen günlerde çok daha iyi olacağını ve yine çok gol atacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok.

benzer şekilde iyi bir santrafor performansı da Kayserispor'un forveti Makukula'dan geldi. Türkiye'nin en güçlü iki stoperini onun kadar zorlayacak ikinci bir forvetin Turkcell Süper Liginde oynadığını sanmıyorum. fakat herşeye rağmen yenilen golde ve sonrasında 45. dakikada kullanılan serbest vuruşta Kayserisporlu oyunculara ceza sahası içinden kafa vurdurulmasını anlayamıyorum. 1.90 cm.lik Servet ve Gökhan'ın yanında 1.85 cm.lik H.Balta'yla birlikte bu ligde kimseye kafa topu vermemeleri lazım. ofansif yan top organizasyonlarını çalıştığı kadar defansif yan top pozisyonlarını da çalışması gereken bir Galatasaray var karşımızda.



ikinci golden sonra ise oyunun temposu ilk devrenin son 10 dakikasında iyiden iyiye düştü. ikinci devre Elano-Keita değişikliğiyle başladığında Aydın sağ kanada, Arda sol kanada, Elano ise orta sahaya geçiyordu. H.Balta'nın sakatlanarak yerini Uğur'a bırakması ve Sabri'nin alışılmış konsantrasyon sorunları sebebiyle oyun disiplininden uzaklaşmasıyla kanat beklerinden hiç bir ofansif destek alamayan Galatasaray'ın hücum gücü büyük düşüş gösterdi. buna Aydın'ın verimsizliğini ve Elano'nun uyumsuzluğunu da eklediğimizde oyunun tüm yükü göbekteki 4 oyuncunun, yani Servet, Gökhan, M.Sarp ve Ayhan'ın üzerine yıkıldı. bu sırada Kayserispor da Galatasaray'ın iki stoperine hava toplarındaki üstünlüğünü kabul ettiren Makukala'ya uzun toplar oynayarak sahayı boylamasına uzatıyordu. böylece Galatasaray'ın blokları arasındaki mesafe uzadı ve geriden bol pasla oyun kurma prensibinin yerini defanstan atılan uzun toplar aldı. bu dönüşüm Galatasaray'ı sıradan bir takım kimliğine büründürürken sıradan olmayan bir adamın inanılmaz bir şutu ile maç birden 3-1 oldu ve psikolojik olarak her iki takım oyuncuları için de bitti.

Elano'nun golü anlatılacak gibi değil. ters ayağıyla 28 m.den topu öyle bir kapattı ki inanılır gibi değildi. fakat attığı golün dışında Elano oyunda fazla bir varlık gösteremedi. bloklar arasındaki bağlantının koptuğu anlarda orta sahaya yaklaşıp takımın boyunu kısaltması gerekirken o Baros'a iyice yaklaşarak adeta forvet arkası oynadı. henüz 60 dakika oynamış bir oyucu için daha fazla eleştiri yapmadan biraz daha beklemekde fayda var.



oyun 3-1 olduktan sonra tamemen koptu. fakat bu bölümde oyundan iyice düşen Sabri'nin saçmalıkları bana sabır testi gibi geldi. çok iyi başladığı maçın gidişatında bir çuval inciri berbat etti yine. sanırım bu çocuk adam olmayacak. Arda ise kötü oynadığı bir maçın son dakikasında çok yüksekten gelen bir topu öyle güzel konrol etti, peşindeki defans oyuncusunu öyle güzel geçti ve ceza sahasına dalıp Baros'a öyle güzel bir pas attı ki, oyun 4-1 olurken kimsenin aklında Baros'un geç gelen gol vuruşu değil Arda'nın tek kişilik şovu kalıyordu.

vasatı dahi bulamayan bir oyunla Kayserispor'u farklı yenmeyi başardı Galatasaray. çok yetenekli oyuncuları ve dünya futbol standartları dahilinde bile çok ilerici bir oyun felsefesi var Galatasaray'ın. uyugulamadaki sıkıntılara ve kesintilere rağmen gidişat olumlu. bu olumlu gidişatın bence skorlarla da ilgisi yok. bugün maç kaybedilmiş olsaydı da Galatasaraylılar bu takıma güvenmeye devam ederdi.

Hiç yorum yok: