Sayfalar

5 Ekim 2008 Pazar

de niro & pacino













En iyi aşçılar malzemenin en iyisini kullanırlar. Ancak onları iyi yapan malzemenin kalitesi değildir. Aynı malzemeyi bana verseniz muhtemelen çok sıradan bir yemek yaparım ama en bu malzemeyle yaptığın yemeği berbat etmek gerçekten "maharet" gerektirir.
Senaryo ve yönetmenliğinde Michael Mann imzası bulunan, 1995 yapımı Heat filmi izleyenleri mutlaka ekran karşısına mıhlamıştır. Filmin başından sonuna kadar sürekli tırmanan gerilim seyirciyi avucunun içinde tutan yönetmenin marifetlerinden sadece biridir. Asıl büyük marifet Al Pacino ve Robert De Niro gibi iki büyük oyuncuyu aynı filmde oynatıp, ikisini bir arada sadece 45 saniyelik bir sahnede göstermek ve buna rağmen seyircinin aklına filmi bu iki fenomenin büyük karşılaşması olarak kazıyabilmektir. İşte usta aşçı elindeki 1. sınıf malzemeyi böylesine dengeli, böylesine ölçülü kullanarak damaklarda bu kadar güzel bir lezzeti ancak böyle bırakabilir
13 yıldır damaklarımızda kalan bu eşsiz lezzetin mirasına konan bir film Righteous Kill. Filmin başından sonuna kadar iki büyük ustanın bir arada olduğu ancak seyirciye hiç keyif vermediği, aksine sıradan, sıkıcı ve bayağı olmayı başarabildiği bir yapım. İşte 1. sınıf malzemeyle tadına dahi bakılamayacak bir yemek yapan çok kötü bir aşçı. Daha çok televizyon dizisi yönetmenliği yapan ve Kevin Costner, Robert Redford ve Richard Gare gibi iyi oyuncularla çektiği berbat filmlerle tanınan yönetmen Jon Avnet bence ağzından salyalar akan televizyon dizisi izleyicilerine yemek yapmaya devam etsin. Çünkü onun menüsünün kokusu beyaz perdede feci şekilde ortaya çıkıyor.

3 Ekim 2008 Cuma

Mucizeler Kuşu


"Malik-ül Mülkü hiçe sayarak dünyayı kuşatan hiçbir orduda elime silah almayacağım. Saçlarımda çiçekler olacak, kulağımda küpeler, parmağımda yüzükler; içimdeki yaban çocuğun güzelliğine leke süren aşağılayıcı rütbeler takmayacağım omzuma, uygun adım yürümeyeceğim, ayaklarım talim edecek gerçeğe giden tüm dolambaçlı yolları ve Hünkârım, Beyim, Paşam yorma hiç o güzel ağzını emretmek için bana. Hak sözünden gayrı bir buyruğa tabi olmayacağım bundan sonra."

İnan Mayıs Aru

Ekonomik Kriz


Amerikan hegemonyası sallanıyor. Aklı başında ekonomistlerin ancak bir 10 yıl daha sürdürebileceğini 2000'li yılların başlarında öngörmüş oldukları Amerikan hegemonyası, büyük buhrandan bu yana karşılaşılan en büyük ekonomik sıkıntı ile sona yaklaştığının sinyallerini veriyor. Rusya ve Çin tek kutuplu dünyanın ağırlık merkezinin kaymak zorunda olduğunu her geçen gün daha da kuvvetli şekilde hissettiriyor. Soğuk Savaş sırasında (1945-1990) ve sonrasında (1990-....) tam bir kültürel/ekonomik Amerikan angajmanıyla haraket eden Türkiye, değişen denklemin neresinde duracağı üzerine hiç kafa yormuyor gibi. 63 yıllık Amerkanlaşma tecrübesi, artık kendisi olmayan ama Amerikan da olamayan eklektik bir toplumsal kültür oluşturmuş. Kartların yeniden dağıtılacağı bu günlerde pek çoklarına imkansız gibi gözükse de Amerikan kültürünün cazibesini kaybetmesi ve örneğin Çin ya da Rus kültürünün en az onun kadar cazip hale gelmesi zaten karışık olan kafaları allak bullak edecektir. Artık kendisi olmayan, Amerikan hiç olamayan Türkiyeliler şimdi kim olacakları ne olacakları hakkında daha çok kafa yormalılar. Ama buna sağlıklı bir çözüm bulmak için gelecekten önce geçmişi düşünmeliler. Tarih yanlızca yapılan hatalar bağlamında değil, özünde kim oldukları, ne oldukları konusunda da onlara en kıymetli istihbaratı sağlayacaktır.


"Geçmiş, bizim için bugünün ışığında anlaşılabilir ve bugünü tümüyle ancak geçmişin ışığında anlayabiliriz. İnsanın geçmiş toplumu anlamasını ve bugünün toplumuna daha çok egemen olmasını sağlamak tarihin çifte işlevidir." E.H.Carr